kadınlar vardır

Ana Sayfa - Profilim - Arşiv - Arkadaşlarım

8 MART

Tarih: 8/3/2007 00:07 Kategori: resim, fotograf - 2 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

YAŞASIN 8 MART


pedal çeviren kadınlar

Tarih: 14/8/2006 13:17 Kategori: edebiyat - 6 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Pedal Çeviren Kadınlar

Rea Stathopulu

Metis Yayınları - 2006

 

"Yıl 1964. Hükümet Yunan uyrukluların kırk sekiz saat içinde yurdu terk etmeleri için tebligat çıkarmıştı. Yanlarında ancak bir valiz götürebiliyorlardı. Nasıl sığdıracaklardı bu valize kırk küsur yılı, o güzelim köşkü, o güzelim köşkün masal bahçesini..." İnsanın memleketi, doğduğu değil de doyduğu yerdir derler ya, sahiden de yaşadığımız topraklardır asıl memleketimiz. Suyunu içtiğimiz, sokaklarında koşturduğumuz, komşularımızla didişip gülüştüğümüz, bir arada yaşadığımız yerden zorla sökülüp koparılmak ne büyük acıdır... Politikacının iki dudağından çıkan söz, tek eliyle atılan bir imza gelip mahallemize bir bomba düşürür bazen, insanlık ölür sanki... Oysa 6-7 Eylül olaylarında kitabın kahramanlarını koruyup saklayan yine Türk komşularıdır.

 

Tarihin acı izlerini sürmek, tarihin acısını çıkartmak ne tuhaftır. Bir arada yaşamı savunmak dururken bir köşede, nelere teslim oluyoruz karşılıklı, öyle değil mi?

 

"Sevgili günlüğüm,

Dün okula müfettiş geldi. Sınıfa girer girmez hepimiz ayağa kalktık. Öğretmenimiz ona bizim iyi çocuklar olduğumuzu söyledi. Ama müfettiş'in yüzü çok asıktı. Sınıfın ortasında durup ellerini arkasında kavuşturdu ve gürleyen bir sesle sordu: 'Kimsiniz siz, nesiniz?' Hiçbirimiz yerimizden kımıldayamadık. Donduk kaldık öyle. Bir daha sordu aynı soruyu. Hiç kimseden bir cevap çıkmadı. Çetin Bey'in kitap tutan eli titremeye başlamıştı. O zaman gitti Vasilis'e sordu: 'Nesin sen?' Vasilis kıpkırmızı oldu. 'Çocuk,' dedi kekeleyerek. Sonra bana sordu. O zaman bir fikir geldi aklıma..."

 

"Türkiyeli Rum bir ailenin İstanbul'dan İmroz'a, 50'li yıllardan 70'li yıllara uzanan hikayesi. Çoğu mensubu göç ederek aramızdan ayrılan bir cemaatin gündelik hallerini, muhabbetlerini, eğlencelerini, kaygılarını, oyunlarını, tabularını, özlemlerini anlatıyor Rea Stathopulu, yer yer on yaşlarında matrak bir kız çocuğunun günlüklerinden, yer yer yetişkinlerin dünyası içinden.

Uluslararası politikadaki en ufak bir çalkantının özel hayatlarda birebir karşılık bulduğu, siyasi süreçlerin insanın mahremiyetine karıştığı bir tarih ve coğrafya. Bir yandan da, o hayli tanıdık aile, komşu, mahalle dengelerinin kah ıstıraplı kah esprili incelikleri."

 


kadın argosu sözlüğü

Tarih: 21/6/2006 13:07 Kategori: SOZLUK - 6 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Kadın Argosu Sözlüğü

Filiz Bingölçe

Metis Yayınları - 2001

Kitabın basılmasından hemen bir ay sonra Kasım 2001'de, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, müstehcenlik gerekçesiyle kitabı toplatma talebinde bulunur. Mahkeme, kitabın amacının 'kadınların aralarında kullanıldığı iddia edilen argo sözcüklerin anlamlarını okuyanlara açıklamak' olduğu gerekçesiyle reddeder. Bunun üzerine savcılık, yazar ve yayıncı hakkında 'müstehcen kitap yayınlamak' gerekçesiyle dava açar. Böylelikle 2004 yılına dek sürecek mahkeme günleri başlar. Mahkemenin bilirkişi olarak görüşlerine başvurduğu meşhur 'Muzır Kurulu' kitabın aleyhine rapor verir. Bu raporda 'argo kelimelerden sözlük olmayacağı, bir istisnai anlatım biçimi olan ve toplumumuzda da çok az kullanılan argonun; nüfusumuzun yarısını oluşturan iffetli kadınlarımıza mal edilmesi de ayrıca yadırganacak bir olgudur' şeklinde açıklamalar yer alır. Oysa ki, dünyada o yıla kadar basılmış 262 bin tane argo sözlüğü bulunmaktadır. Ne gariptir ki, sözkonusu kitaba önsöz yazmış olan Hulki Aktunç'un daha önce yayınlanmış olan Büyük Argo Sözlüğü kitabıyla ilgili açılmış herhangi bir dava yoktur. 'İffetli' kadınlarımızın argo konuşamayacağı gibi saçma bir gerekçeye dayanan bu rapor üzerine, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden yeni bir bilirkişi heyeti belirlenir. Yeni heyetin öz olarak 'sözlüğün müstehceni olmaz' şeklindeki görüşüyle birlikte, beraat kararı çıkar. Tüm bu süreçte kaleme alınan raporlardaki zihniyeti daha net görmek isterseniz http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Book.asp?ID=1406 linkine bir tıklayın derim. Mahkemelerde harcadığı yılların ardından Filiz Bingölçe, 2005 yılında Futbol Argosu Sözlüğü, Asker Argosu Sözlüğü ve Kadın Argosu Sözlüğü-2 kitaplarını yayınlar. Hulki Aktunç, Bingölçe'nin sözlüğü için şöyle der: "Yaşamın ve dilin içinde gizlenen büyük bir ada keşfediliyor. Çılgın, alaycı, dramatik, şen şakrak, melul mahzun bir ada. Bir sürü aptal herifin ve kızın ve kadının derinliğine duyumsayamadığı ama yaşamakta olduğu bir ada. Son derece önemli bir dilsel kategori, yazı'nın kalıcı alanına taşınıyor ilk kez. Bir erkek (hele bir 'herif'), böyle bir keşfi asla başaramazdı. Olsa olsa, o adaya kazara düşebilirdi, Robinson Crusoe gibi. Bir Cuma bulabileceği de kuşkuludur." 

 

"Bu sözlüğün öncelikli kaynakları kadınlardır. Etrafımızda gördüğümüz, karşılaştığımız, bildiğimiz, büyük kent merkezlerinde ya da ilçelerinde yaşayan kadınlar. 2500'ü aşkın yüz yüze görüşüp, sözcük topladığım bu kadınların anneleri, anneanneleri, babaanneleri de dolaylı olarak bu sözlüğün 'eski toprak' kaynakları oldular... 'Argo en mazlum olduğu anda en saldırgan olabilendir,' diyor Hulki Aktunç. Bence de öyle. Bu sözlüğün kaynaklarının çoğu şüphesiz 'temiz aile' kadınları. Örneğin hemşireler, hasta bakıcıları, doktorlar, ev kadınları, öğrenciler, işçi kadınlar, gazeteci kadınlar, memureler, kuaförler, ağdacılar... Kadınların yaratıcılıklarını, fantezilerini, neyle nasıl alay ettiklerini görmek mümkün bu sözlüğün sayfalarında. Eksik kalan parçalar var. Örneğin hapishanelerdeki kadınlarla hiç temasa geçilemedi, genelevlerdeki kadınlarla da istenen ölçüde temas sağlanamadı. Kırsal alanın yerel söyleyişlerine pek girilemedi.

Bu sözlüğün asıl karakteri sözlü kültüre dayanmasıdır. Bir dil oyunu mu bu? Kadınlar arası tanışıklığı mı güçlendiriyor? Erkeklere kapalı bir üstünlüğü mü kanıtlıyor? Bir dil bağıyla kopmaz bir doku mu oluşturuyor? Şifrelerle anlaşma çabası mı? Hayatı kendi dünyasıyla karşılama gayreti mi?

İşte tümü burada... Güzeller ve lanetliler, geceleyin sevecenliği gelenler, çöplük turnaları, yüzü yaralılar, ciciği bereliler, şekli bozulmuşlar, rahmi alınmışlar... Bu dili ya ben koparırım, ya onlar. Filiz Bingölçe"

 


Fatma Aliye-Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu

Tarih: 13/6/2006 00:31 Kategori: biyografi - 3 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Fatma Aliye

Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu

Ahmet Mithat Efendi

Çev: Bedia Ermat (Osmanlıca'dan)

Sel Yayıncılık - 1994

 

"Neresinden başlayacağımı, nasıl yazacağımı, ne diyeceğimi düşünüyor idim. Zira işte ilk defa oluyor ki kendi karihamdan (düşünce) bir şey kaleme alıyorum. Şüphesiz kalem elimde bir saat kadar boş duruyor. Önümdeki kağıt dahi o kadar müddet kalemime müntezir kaldı. Nihayet can-ı gönülden bir besmele çekip yazmaya başladım. Ne yazdım? Aklıma ne geldiyse yazdım. Meğer iyi yazılan şeyler hep böyle yazılıyorlar imiş." diye başlar yazmaya Fatma Aliye Hanım. 1862 yılında dünyaya gelir. Babası meşhur edebiyat adamı, dilbilimci, devlet adamı, hukukçu, tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'dır. Çeşitli hocalardan iyi bir eğitim alma şansına sahip olmuş, küçüklüğünden başlayarak kitap okumaya meraklı, yabancı dillere ilgili, araştırmacı bir kadın olmuştur. Manevi babası saydığı Ahmet Mithat Efendi'nin kendisi üzerinde büyük etkisi olduğunu yazdığı mektuplardan öğreniyoruz. 17 yaşında evlendirildiğinde; zamanın hakim görüşüne uygun olarak, kocası kitap okumasına izin vermemiş, hatta kitaplarını yırtıp atmıştır. Yıllar içinde bu görüş olumlu yönde değişmiş ve çevirdiği bir kitabın basılmasına kocası izin vermiştir. George Ohnet'in Volonté kitabını Meram adıyla tercüme etmiştir. Büyük yankılar uyandıran bu durum; kitabı asıl çeviren kişinin babası, erkek kardeşi hatta Ahmet Mithat Efendi olduğu yönünde dedikodulara da yol açmıştır. Sonraki bir çok yazısına 'Meram'ın tercümanı' şeklinde imza atmıştır. Muhadarat, Ref'et, Udi, Enin, Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (Ünlü İslam Kadınları), Teracüm-i Ahval-i Felasife (Felsefecilerin Yaşamları) isimli kitapları vardır. Eserlerinde kadınların toplumsal hayata katılmaları, eğitim alabilmeleri, evlilik konularına yer vermiştir. 

 

"Fatma Aliye, Osmanlının son döneminde yaşamış önemli kadın yazarlarımızdan birisidir. Elinizdeki kitap, onun doğumundan aile yaşamı içindeki ilişkilere, aldığı eğitimin içeriğinden yazar olarak ilk karalamalarına, evlilik hakkındaki düşlerden, evlilik gerçeği içinde bir kadın ve yazar olarak kendini gerçekleştirme konusunda karşılaştığı engellemelere kadar birçok konuyu Ahmet Mithat'ın kalemiyle göz önüne serer. Eser, Fatma Aliye'nin yaşamının 32 yıllık dönemini kapsar. Ama, bu yapısıyla bile önemli bir biyografik çalışma olarak önümüzde durur.

Biyografiler kadınların tarih içinde görünürlük kazanmasına hizmet eden temel kaynaklardandır. Tarih içinde kadınların görünür kılınması, bugünkü kadın deneyimlerinin geleceğe aktarılmasının da ön koşulunu sağlayacaktır. Saklı kalmış pek çok kadın deneyimi bizi bekliyor. O halde geriye dönelim, hatırlayalım ve yazalım." Serpil Çakır

 

 


ben bir feministim

Tarih: 1/6/2006 12:08 Kategori: feminizm - 6 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Ben Bir Feministim

Simone de Beauvoir

Alice Schwarzer'le Konuşmalar

Çev: Ayşe, Minu, Sedef

Pazartesi Kitapları - 1996

Türkiye'deki ilk baskısı 1986 yılında Kadın Çevresi Yayınları tarafından yapılan kitap için Simone de Beauvoir'den önsöz beklenirken ne yazık ki ölüm haberi geldi. 'Ben Bir Feministim', gazeteci ve radikal feminist Alice Schwarzer'in Beauvoir ile yaptığı röportajlardan oluşuyor, hatta bir bölümünde Sartre de bu konuşmalara katılıyor. İkinci Cins kitabını yazdıktan otuz yıl sonra, kendini feminist olarak tanımlayan Beauvoir bu durumu şöyle açıklıyor: "Bugün bir feminist olduğumu söylüyorum, çünkü sosyalizme ilişkin düşlerimiz gerçekleşmeden önce, burada ve şimdi kadınların somut durumu için mücadele etmemiz gerektiğini fark ettim. Ayrıca, sosyalist ülkelerde bile kadınla erkek arasındaki eşitliğin sağlanamadığını gördüm. Bu nedenle kadınlar kendi kaderlerini kendi ellerine almalılar."

 

"Simone de Beauvoir 1908'de Paris'te doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gördü. 1943 yılında 'Konuk Kız' romanıyla yazarlığa başladı. 1949'da yazdığı 'İkinci Cins' adlı kitap feminizm açısından yeni bir ufuk açtı. Ancak, Simone de Beauvoir 1975'e kadar kendisini feminist olarak tanımlamadı. Birçok kitabı bulunan Beauvoir hiç evlenmedi ve çocuğu yoktu. Öğrenciyken tanıştığı Jean Paul Sartre ile onun ölümüne kadar süren bir beraberliği oldu. Simone de Beauvoir 14 Nisan 1986'da Paris'te öldü." 


:: Sonraki Sayfa »
Blogcu Toplist- Siteni Ekle